Adının hakkını fazlasıyla vermeyi başaran filmlerden biri olan Korku Seansı, hiç şüphesiz ki korku türündeki filmler denildiğinde akla ilk gelen filmlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
İlk çıktığı 2013 yılında büyük ses getirmeyi başaran Korku Seansı serisi, bazı sinemaseverler tarafından bugüne dek çıkmış en iyi birkaç korku filminden biri olarak gösteriliyor. Gerek hikayesi, gerek izleyicilere yaşattığı korku dolu anlar olsun gerçekten de bu ünvanı fazlasıyla hak eden bir film serisi olan Korku Seansı; aynı zamanda büyük beğeni toplaması nedeniyle ilk filminin ardından iki filmini daha izleyicilerle buluşturuyor.
2013 yılının ardından 2016 yılında Korku Seansı 2’yi, 2021 yılında ise Korku Seansı 3: Katil Şeytan’ı izleyen sinemaseverler, her bir filmde gerçekten de kendilerine hissettirilmeye çalışılan korkuyu fazlasıyla hissetmeyi başarıyorlar. Üç filmden oluşan bu seride, Lorraine ve Ed Warren isimli paranormal olayları araştırmakta olan bir çiftin; bu tarz olaylar yaşayan insanlara yardım etmeye çalışmaları ve bu süreçte yaşadıkları korku dolu anlar izleyicilere sunuluyor.
Başrollerini iki ünlü oyuncu olan Vera Farmiga ve Patrick Wilson’un üstlendiği seri, hiç şüphesiz ki bu üç filmiyle de korku türü adı altındaki en başarılı yapımlardan biri oluyor.
Ed ve Lorraine Warren, zaman zaman meydana gelen paranormal olayları araştıran ve bu olayların nedenini ortaya çıkaran genç bir çiftir. Günün birinde başlarından esrarengiz olaylar geçen Perron ailesinden bir telefon alan genç çift, bu ailenin birtakım karanlık varlıklar tarafından rahatsız edildiğini öğrenir. Bunun ardından Perron’lara yardım edebilmek adına onların çiftliklerine giden Ed ve Lorraine, her ne kadar bu vakayı çözebilmek için fazlasıyla donanımlı olsalar da; henüz ne kadar şeytani bir varlıkla karşı karşıya olduklarının farkında değillerdir.
Paranormal olayları araştırarak hayatlarını sürdüren Lorraine ve Ed Warren çiftinin yeni işi, Londra’nın kuzeyinde bulunan Enfield bölgesindeki gizemli bir olayı açıklığa kavuşturabilmektir. Bekar bir anne olan Peggy Hodgson isimli bir kadının söylediğine göre, bu anne kısa bir süre önce dört çocuğuyla birlikte büyük bir eve taşınmasının ardından geceleri esrarengiz olaylarla karşılaşmaktadır. Çocuklarının geceleri eşyaların hareket ettiğini söylemesinin ardından durumu pek de ciddiye almayan anne, kısa süre sonra kendilerine musallat olan tehlikenin büyüklüğünü fark edecektir. Ed ve Lorraine ise bu tehlikeyi ailenin başından kovmaya çalışacaktır.
Günün birinde bir cinayet işleyen Arne Johnson isimli genç bir kadın, cinayetten yargılanmak üzere hakim karşısına çıkmasının ardından; mahkemede son derece garip bir savunma yapar. Bu cinayeti kendisinin değil, şeytanın işlediğini söyleyen Arne Johnson; hem hakimi hem de tüm jüri üyelerini büyük bir şok içerisinde bırakmıştır. Çünkü Arne’in suçsuzluğunu kanıtlaması, neredeyse imkansızdır. Bunun ardından davadan haberdar olan paranormal araştırmacı çift Ed ve Lorraine Warren, Arne Johnson’un işlediği cinayetin ardındaki sırrı açıklığa kavuşturabilmek adına olayı araştırmaya başlar.