Yakuzanın Saldırısı
2008 Film Bilgileri
Bir adam, çorak bir çiftlikte, karısını gizli bir geçmişten korumak zorundadır ve şimdi bu geçmişle yüzleşmek durumundadır. Güneş gökyüzünde parıldarken, çiftlik, geniş mavi gökyüzünün altında, kurak toprakların ortasında yalnız bir şekilde durmaktadır.
Adamın adı Ahmet, karısının adı ise Ayşe'dir. Yıllar önce Ayşe'nin hayatında karanlık bir sır gizlenmektedir ve bu sır, Ahmet'in daha önce hiç bilmediği bir biçimde gün yüzüne çıkar. Ahmet, Ayşe'yi korumanın ve onun gerçek kimliğini açığa çıkarmadan hayatlarına devam etmenin zorluklarıyla başa çıkmak zorundadır.
Çiftlikteki günler yavaş ama monoton bir şekilde geçmektedir. Ahmet, Ayşe'nin geçmişine dair izleri araştırırken, çölün sessizliği ve sıcaklığı onu rahatsız etmektedir. Sabahları güneşin zirveye ulaşmasıyla, Ahmet, çiftliğin üzerindeki sessizliği ve yalnızlığı derinden hisseder. İnsan sesleri ve şehir hayatının karmaşası özlemle anılmaya başlanır.
Bir gün, Ahmet çiftliğin çevresinde dolaşırken uzaktan bir araba görür. Bu aracın, Ayşe'nin geçmişinden birine ait olduğunu düşündüğü bir kişi tarafından kullanıldığını varsayar. İçinde merak ve endişe taşıyan Ahmet, karısının güvenliği için her türlü fedakarlığı göze almaya karar verir.
Geceleri, çiftlikte derin bir sessizlik hâkimdir. Ayşe uyurken, Ahmet uyanık kalır ve nöbet tutar. Herhangi bir tehlike belirtisi gördüğünde hemen harekete geçmeye hazırdır. Ayşe'yi korumak, Ahmet'in en öncelikli görevidir ve bu görev için her şeyi yapmaktan çekinmez.
Günler geçtikçe, Ahmet'in karısı hakkında daha fazla gerçek gün yüzüne çıkar. Kim olduğunu, neden gizlendiğini ve geçmişiyle nasıl başa çıktığını öğrenir. Ahmet'in koruma görevi giderek daha da karmaşık hale gelir, ancak karısını korumaktan ve onunla birlikte olmaktan vazgeçmeye niyeti yoktur.
Sonunda, Ahmet'in fedakarlıkları ve kararlılığı karşılığını bulur. Karısıyla geçmişiyle yüzleştikten sonra, Ayşe'nin güvende olduğunu hisseder ve çiftlikteki sessizlik artık ona huzur vermeye başlar. İkisi, sırlarla dolu geçmişlerine rağmen, bu çorak topraklarda birlikte mutlu bir yaşam sürmeye devam ederler.